Oynayan İnsan "Homo Ludens"

Büyüdükçe unuttuğumuz "oyun oynama" eyleminin iyileştirici ve kültür kurucu rolü.
NEDİR BU “HOMO LUDENS”?
Aydınlanma düşüncesinde insan, akıl ve üretme kapasitesi üzerinden sırasıyla “akıllı insan” anlamına gelen Homo Sapiens ve “üreten insan” anlamındaki Homo Faber kavramlarıyla tanımlanmışsa da insanın sanıldığı kadar rasyonel olmadığının ve üretimin yalnızca insana özgü bir faaliyet olmadığının anlaşılması, yeni bir tanım ihtiyacını ortaya çıkmıştır. Bu noktada Johan Huizinga’nın ortaya koyduğu Homo Ludens, insanı yalnızca düşünen ya da üreten değil, aynı zamanda oynayan bir varlık olarak ele alarak bu tanımlara yeni bir perspektif kazandırır.
Ama burada “oyun”, yalnızca eğlenmek için yaptığımız bir aktivite değildir.
Huizinga için oyun, kültürün oluşma biçimlerinden biridir.
OYUN NEDİR?
Huizinga’ya göre bir eylemi veya aktiviteyi oyun yapan belli başlı özellikler vardır. Bu özellikleriyle oyun, aslında “ciddi hayatın karşıtı” olmaktan çok kendi düzenine sahip ayrı bir deneyim alanı olarak tanımlanabilir fakat aynı zamanda gönüllülük ilkesi gereği özgür bir alan sunar.
Huizinga’nın ifadesiyle: “Oyun düzen yaratır, oyun düzenin ta kendisidir.”
PEKİ KÜLTÜRÜN BUNUNLA NE İLGİSİ VAR?
Huizinga’nın asıl iddiası burada başlıyor: Kültür, oyundan sonra gelen bir şey değildir;
kültürün kendisi başından beri oyunsal unsurlar taşır, birbirleriyle iç içe gelişim gösterirler.
Yarışmalar, ritüeller, şiir, müzik, hukuk, tiyatro, savaş, felsefi tartışmalar… Bunların birçoğunda kurallar, karşılaşma, performans, rekabet, ritüel ve topluluk gibi oyuna ait unsurlar bulunur. “Kültür başlangıçtan itibaren oynanan bir şeydir.”
“OYUN ALANI”
Oyun başladığında gündelik hayatın içinden geçici olarak ayrılan bir alan oluşur. Bu alanın kendi zamanı, mekânı, kuralları ve ilişkileri vardır. Huizinga bunu oyunun ve onun dinamiklerinin oluşturduğu özel bir alan olarak düşünür.
OYUN OYNAMAYI NASIL UNUTTUK?
Huizinga, kitabının son bölümünde modern toplumlarda oyunun biçim değiştirdiğini ve bazı durumlarda kendi öz niteliğini kaybettiğini öne sürer. Örneğin modern çağda spor, oyunun en önemli taşıyıcılarından biri olsa da sporun giderek sistemleşmesi, profesyonelleşmesi, bilimsel tekniklerle yönetilmesi ve rekorlara dayalı hale gelmesiyle artık "oyun" olmaktan uzaklaştığını savunur. Huizinga burada ilginç bir tersine dönüş tespit eder: Eskiden oyun alanına ait olan rekor kırma, yarışma, üstün gelme ve prestij unsurları artık ekonomi ve iş hayatına girmiştir.
MODERN İNSANIN OYUNLA İLGİLİ TEMEL PROBLEMİ
Modern insan birçok şeyi oyun gibi yapıyor olabilir, fakat bunların hepsi gerçek anlamda oyun değildir. Gerçek oyun için özgürlük, mesafe, kurallar, biçim, kendine özgü zaman ve mekân, karşılıklılık ve belirli bir ruh hali gerekir. Peki, bu koşulların bir araya geldiği alanlar bugün nerede ortaya çıkıyor? - Bu soruya bizim bir cevabımız var: Mozaik Studio.
MOZAİK’TE OYUN
Oyunun mümkün olması için yalnızca oynamak yetmez; ona alan açmak gerekir. Mozaik, bize göre oyuna gerekli alanı açan bir buluşma mekânı. Hareket. Müzik. Yaratıcılık. Birliktelik. Burada oyun yalnızca bir aktivite değil, birlikte deneyimleme ve üretme biçimi.
HOMO LUDENS × MOZAİK
Mozaik’te "oyun oynama"nın Huizinga tarafından belirtilen temel özelliklerini barındırıyoruz.
Özgürlük: Mozaik’te insanlar yalnızca belirlenmiş bir aktiviteyi tüketen katılımcılar değil; hareketi, müziği, bedeni ve yaratıcılığı kendi biçimlerinde deneyimleyebiliyor.
Gündelik hayata mesafe: Gündelik hayatın rollerinden ve beklentilerinden kısa süreliğine uzaklaşarak farklı bir ilişki biçimi kurmak mümkün.
Kurallar ve biçim: Akış sanatları, müzik, dans, sirk veya oyunlar özgür alanlarda olsa da tamamen kuralsız değil. Kendi teknikleri, ritimleri ve sınırları var. Bu bilgileri açık paylaşım alanlarıyla birbirimize aktarıyoruz.
Kendine özgü zaman ve mekân: Mozaik’in etkinlikleri, atölyeleri ve buluşmaları gündelik hayatta küçük bir parantez açtığımız bir alan ve zaman yaratıyor.
Karşılıklılık: Burada oyun tek başına gerçekleştirilen bir eylem olmaktan çıkıp başkalarıyla birlikte üretilen bir deneyime dönüşüyor.
MOZAİK’İN “OYUNU”
Belki de Mozaik’in farklı disiplinleri bir araya getirmesinin anlamı burada: Müzik,
Akış sanatları, Performans, Görsel sanatlar, Dans, Topluluk...
Farklı insanlar, farklı pratikler ve farklı ifade biçimleri bir araya geliyor. Ortaya yalnızca bir etkinlik değil, ortak bir kültürel deneyim alanı çıkıyor.
_gif.gif)


Yorumlar